Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zonguldak mitingi

Toplu açılış töreni için Zonguldak’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, helikopter ile tır parkı alanına iniş yaptı. Erdoğan’a Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü de eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sabah Gabar Dağı’nda el yapımı patlayıcının infilakı sonucu 3 askerimiz şehit oldu, 9’u yaralandı. Buradan tüm şehitlerimize bir kez daha Mevla’dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralı askerlerimize ve tüm gazilerimize Rabbimden şifalar niyaz ediyorum” diyerek konuşmasına başladı.

MHP’nin kurucu genel başkanı Alparslan Türkeş’in 20. ölüm yıldönümü olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bu vesileyle kendisini rahmetle yad ediyoruz. Ülkemizin sıkıntılı dönemlerinde milletimize öncülük etmiş kişilikleri sık sık hatırlıyoruz. 16 Nisan’da getirmek istediğimiz yeni sistemin hazırlığında rahmet Türkeş ve diğer liderlerin çok önemli payı ve katkısı olmuştur. Ülkemizin sahip olduğu böylesine geniş ufuklu liderlerin kıymetini bugün muhalefet diye ortada dolaşanları gördükçe çok daha iyi anlıyoruz” şeklinde konuştu.

Zonguldak’ın Karadeniz’in kıyısında yer almasına rağmen kömür dışında bu avantajını kullanamamış bir şehir olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bu bölgeyi deniz ticaretinin merkezi kılmak için asırlardır çeşitli projeler geliştirilmesine rağmen maalesef bir türlü gereken adımlar atılamadı. Zonguldak bana uzak değil. Zira rahmetli babam Rize’den çıkıp buraya, buradan Sakarya, oradan İstanbul’a göç etmişti. Bu şekilde anlatırdı bize hayat hikayesini. Biz de Batı Karadeniz’i cazibe merkezi haline getirecek böyle bir projeyi, Başbakanlık dönemimden itibaren çalışıyorduk. Hepsini kararlılıkla aştık ve nihayet kazmayı vurduk. Filyos Limanı Projesi’nden söz ediyorum. Türkiye’nin 3. büyük limanının inşaatına 2016 yılı Aralık ayında başladık. Karadeniz’in çıkış kapısı olacak olan bu liman önemli bir alternatif olacak. Limanla entegre şekilde kurulacak demir yolu bağlantısıyla güney illerimize, Ortadoğu’ya ulaşım imkanı getiriyoruz. Filyos Limanı’nın sadece alt yapı bedeli 655 trilyon. Üst yapı ile rakam zaten tırmanıyor ve katrilyonu yakalıyor. Hedefimiz 2019 yılı ortasına kadar alt yapıyı bitirmek. Üst yapıyı da yap-işlet-devret ile tamamlamak. Ardından endüstri ve sanayi merkezi haline gelecek. Filyos Limanı projesi bu bölgede tam 12 bin kişilik bir istihdamın oluşmasını temin edecek. Zonguldak’a yaptığımız hizmetler sadece bununla sınırlı değil. Geçtiğimiz 14 yılda şehrimize 14 katrilyonluk yatırım yaptık” dedi.

Vatandaşların TTK’ya ait maden ocaklarına işçi alınmasını istemesi üzerine Erdoğan, “Ben buraya geldiğimden bu yana 3 bin, 3 bin 500 kişi aldık. Eleman almakla üretim artmıyor. Biz her şeyi düşünürken ülkenin menfaatini de düşüneceğiz. Olayı bazı fitne unsurlarının girmesiyle slogana dönüştürmeyeceğiz. Çünkü bu ülke hepimizin. Hep beraber bu ülkede ekmek sahibi olacağız. 3 bin, 3 bin 500 kişi buraya alan benim. Bana slogan atmayın. Bunu başkalarına yapın” ifadelerini kullandı.

Yolların yanı sıra, pek çok tünel yaparak coğrafyası zor bu bölgede ulaşımı kolaylaştırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zonguldak ve Ereğli’ye birer çevre yolu kazandırılması ile ilgili çalışmalar sürüyor. Bu günde Zonguldak’ta toplam yatırım bedeli 130 trilyon olan 35 ayrı projenin toplu açılış törenini yapıyoruz. TOKİ, kapalı yüzme havuzu, kız imam hatip lisesi, dere ıslahları var. Belediyelerimizin çeşitli projeleri var. Üniversitemizin sosyal tesis ve fakülte binaları var. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Şimdi önümüzde Türkiye’nin 80 vilayetiyle birlikte Zonguldak’ın geleceğini de aydınlatacak tarihi bir fırsat var. 16 Nisan’da sandık başına gidip tercihimizi ortaya koyacağımız anayasa değişikliği için hazır mıyız? Bu değişiklikle Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamlarını birleştirerek daha güçlü ve daha icracı bir yürütmeye sahip oluyor. Mecliste yasama yetkisini tamamen uhdesine alarak, çalışmalarına devam ediyor. Bundan sonraki ilk seçimde önümüze aynı anda iki sandık gelecek. Birinde cumhurbaşkanını ve dolayısıyla onun kuracağı hükümeti seçeceğiz. Diğer sandıkta ise milletvekillerimizi belirleyeceğiz. Bu mesele parti meselesi değil. Ülkemizin ve milletimizin meselesidir” diye konuştu.

“Bıktım bunun yalanlarından”

Konuşmasına, CHP Genel Başkanı kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenerek devam eden Erdoğan, “Ana muhalefetin başındaki zat ne diyor. ’Cumhurbaşkanı gelecek bir defa bütün parlamentoyu feshedecek.’ Böyle diyor mu? İnandınız mı? Böyle bir parlamentonun feshi diye bir şey asla söz konusu değil. Tam tersine daha güçlü bir parlamento var. Milletvekili sayısı 600’e çıkıyor. Güçlü parlamento ile birlikte eğer cumhurbaşkanı bir seçim yenileme kararı alacak olursa hem milletvekili seçiminin yenilenmesi demektir, hem de cumhurbaşkanlığı seçiminin yenilenmesi demektir. Ben yenileme kararını aldım, parlamento seçim yenileyecek cumhurbaşkanı yerinde kalacak. Yok öyle bir şey. Bu öyle kolay bir şey değil. Tutmuş acayip yalan söylüyor. Bıktım bunun yalanlarından. Şimdi diyor; ’400 muhtar var, yarın sabah 16 Nisan seçim yapıldı 17’sinde muhtarlıklar kapatılacak.’ İnandınız mı? Ama inananlar var. Bu zatın muhtarlarla işi gücü yok. Zaten muhtarlara değer veren birisi de değil. Ben BM Genel Kurulunda konuşma yapıyorum. Arkadan Türkiye’de açıklama yapıyor. Diyor ki; ‘BM Genel Kurulunda muhtarlara konuşur gibi konuştu.’ Ey Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ın 40 yıllık siyaset tecrübesi var. Ta 20 yaşından itibaren bu işin içerisinde olmuş, gençlik kollarından itibaren bu işin içinden yetişmiş, belediye başkanlığı yapmış, Başbakanlık yapmış ve şimdi de iki buçuk yıldır Cumhurbaşkanlığı yapıyorum. Bir kere haddini bileceksin. Sen daha BM’nin kapısını bilmiyorsun. O genel kurulda kimler olur kimler olmaz bundan bile haberin yok. Sadece seçilmişler olmaz aynı zamanda atanmışlar da olur. Ama sen ’sanki muhtarlara konuşuyor’ gibi ifadesini kullandığın zaman bu benim muhtarlarıma hakarettir. Nitekim Ankara Sincan’da 30-40 muhtar arkadaşımıza konuşma yaptı. Nitekim bir muhtar arkadaşım çıktı, ‘sen bize hakaret ettin’ dedi. Ne dese beğenirsiniz, ‘haddime mi?’ Akşam başka, sabah başka. Şunu da bilmiyor. Şu kardeşiniz göreve geldiğinden beri Cumhurbaşkanlığı Külliyesine rest çektiler ya. Sonra geldi. Ama şimdi baktım ’gene giderim’ diyor. Çünkü maalesef düşünmeden konuşuyor. Tabii kılavuzu karga olunca durum değişiyor. Sıkıntı orada. Peki ne yaptık. Göreve geldiğimden beri her hafta 400-450 muhtarı külliyeye davet ederim. Önce İçişleri Bakanım konuşur. Sonra ben konuşurum. Sonra hepsine form dağıtılır. Sonra hepsi ekipler tarafından toplanır. Kendilerine sonra yemek ikram ederim. Kendileriyle il il fotoğraf çektiririm. Hediyemizi veririz ve kendilerini uğurlarız. Şu anda 16 bin muhtarı külliyede milletim adına ağırladım. Niye bu yalanı söylüyorsun. 17 Nisan’da muhtarlıklar kapatılacakmış. Şunu öğren. Bir defa kararname ile muhtarlık kapatılamaz. Zira kanunla geldiler. Kanuna gelen ancak kanunla gidebilir. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ne anayasanın ne de kanunların üzerindedir. Oku be, oku” ifadelerini kullandı.

7 Haziran seçimlerini hatırlatan Erdoğan, “Hiçbir parti iktidar olacak çoğunluğu yakalayamadı. Sıkıntıları biliyorsunuz. Bu sıkıntılardan dolayı bizler de süratle hemen bir erken seçime gidelim dedik. Geçmişte koalisyonları genç kardeşlerim bilemez belki ama bizim kuşak çok iyi bilir. 1950 yılından beri ülkemizde 48 hükumet görev yaptı. Eğer görev süreleri 5 yıl olsaydı, 4 yıl olsaydı 12 hükümet iş başında olacaktı. Fransa’da 11, Amerika’da 17 başkan görev yapmış. Yine bu dönemde İngiltere’de 15 hükümet, Almanya’da 24 hükümet kurulmuş. Bizim tüm derdimiz ülkemizi ve milletimizi işte bu istikrarsızlık batağından kurtarmaktır. Onlardaki istikrarın altında bu yatıyor. Bunlar ise Türkiye’de istikrarsızlık istiyor. Türkiye büyüdükçe, geliştikçe, yeni yatırımlarla gücüne güç kattıkça birilerinin yüreği daralıyor. İstanbul’a bakıyorlar boğaz boyunca inci gibi dizili üç tane köprüyü görüyorlar. Şimdi nasıl söyleyebilirim. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapıldığı zaman ne dedi bu solaklar. ’Hayır’ dediler. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapıldığı zaman ne dediler. ’Hayır’ dediler. Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yaptık. Dört gidiş, dört geliş. Bir de üzerinden hızlı tren geçecek. Ne dediler. ’Hayır’ dediler. Denizin altından Marmaray’ı yaptık. Üç yılda Marmaray’dan ne kadar insan geçti biliyor musunuz? 200 milyon insan geçti. Buna da ’hayır’ dediler. Dedik ki raylı sistemi yaptık, bir de otomobilleri denizin altından geçirelim. Avrasya Tüneli’ni yaptık. Bunlar ona da ’hayır’ dediler. Osmangazi Köprüsünü yaptık. Ona da ’hayır’ dediler. Derdimiz bu. Eser üretmek. Bunların böyle bir derdi yok. Ama biz onlara rağmen yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Bayrak krizine sert tepki gösterdi

‘Bak ihracatımız düştü diye seviniyorlardı’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi o da yükselmeye başladı. Turizmdeki sıkıntılarımıza umut bağlamışlardı. Şimdi turizmde de kıpırdanma var. Büyüme rakamımız AB rakamının neredeyse iki katı üzerinde çıktı. Orada da hüsrana uğradılar. Son üç yıldır ellerinden gelen her aracı üzerimize saldılar. Çukurlarla terör örgütüne yol vermeye kalktılar. DEAŞ’ı, sokakları teröre organize etmeye kalktılar. FETÖ’nün ordu, emniyet ve yargıdaki tüm militanlarını üzerimize saldılar. İşte 15 Temmuz. O gece benim milletim Marmaris’ten kendilerine çağrıyı yaptığım zaman sokaklara döküldü mü? Biz Marmaris’ten çağrımızı yaptık. Helikopter ve uçağımızla Yeşilköy’e indik. Üzerimizde F16’lar uçuyordu. Ana muhalefetin başındaki zat şimdi bir şey çıkardı. Bunun senaryo olduğundan bahsediyor. Ben diyorum ki ey Kılıçdaroğlu, elinde belge varsa çık açıkla. 16 Nisan’dan sonraya bırakma rezil olursun. Her zaman diyorsun ki elimde dosyalar var. Çık açıkla. Bizi rezil et. Biz şu anda orduda, emniyet teşkilatımızda, devletin kurumlarında ne kadar FETÖ’cü varsa temizliyoruz. Çünkü bu kanser virüsünü bu ülkenin, bu devletin tüm bünyesinden temizleyip atacağız. Bunlara hayat hakkı tanımayacağız. Zira bunlar bu milleti, bu ümmeti böldüler. Bu mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Çıktılar yeni bir şey söylediler. Güya bizi Suriye’de sıkıştıracaklardı. Orada Fırat Kalkanı ile oyunu bozduk. Şimdi yeni yeni bir oyunun hazırlığını yapıyorlar. Cerablus ve El Bab’da terörü mahvettik. Irak’ta Şincar’ı ile Telafer’i ile Kerkük’ü ile yeni tezgahlar kuruyorlar. Emin olun onları da başlarına geçireceğiz. Kerkük’te bir defa milli bayrağın dışında orada ikinci bir bayrağın asılmasını kesinlikle yanlış buluyorum. Ve oradaki o bayrağın sahipleri şunu bilsinler ki bölücülük yapıyorlar. Ben Irak Bölgesel Kürt Yönetimine sesleniyorum. Bu yanlıştan bir an önce dön. Zira şu anda Irak merkezi yönetimi zaten onu doğru bulmadığını aldıkları karar ile açıkladılar. Bizler de aynı şekilde buradan uyarıyı yapıyoruz. Çünkü ’Kerkük Kürtlerindir’ safsatasına biz Türkiye olarak asla uymuyoruz. Kerkük orada yaşayan Türkmen’iyle, Arap’ıyla, Kürt’ü varsa Kürt’üyle hepsinindir. Bizimdir diye bir iddianın içine girmeyin. Türkiye ile münasebetleri bozmayın. Hemen o bayraklarınızı indirin. Sadece Irak milli bayrağıyla orada yola devam edin. Yoksa şu andaki geldiğimiz noktadan kusura bakmayın geri adım atmak zorunda kalırsınız” şeklinde konuştu.

Hollanda’da yaşananlara da değinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Baktılar ki bizi alt edemeyecekler. Avrupa’nın göbeğinde, atlarıyla, itleriyle benim vatandaşımın üzerine geldiler. İşte bakanlarımız Avrupa’ya gidiyorlar. Bizim bakanlarımızı konuşturmadılar. Salon vermediler. Bir hanım bakan arabanın içine mahkum edilir mi? Bunlar benim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımı arabaya mahkum ettiler. Hani siz kadın haklarından bahsediyordunuz. Ya bu bir bakan. 30 metre ilerisinde bizim konsolosluğumuz var. Bizim toprağımız. Orayı bile kilitlediler. Bunlar uluslararası hukuk nedir ondan haberleri yok. Faşist diyorum, Nazi artıkları diyorum rahatsız oluyorlar. İstediğiniz kadar rahatsız olun. Böyle devam ettikçe ben de böyle konuşmaya devam ediyorum. Aynısını Almanya yaptı. Şu anda Almanya teröristleri sokaklarda dolaştırıyor. Polis araçlarında teröristler dolaşıyor. Ama benim bakanlarımı konuşturtmuyor. Sonra haber gönderiyorlar. ’Münasebetleri düzeltelim.’ Dur bakalım şu 16 Nisan’ı geçelim bakalım. Her şeyin bir bedeli, her şeyin bir karşılığı var. O bedeli ödeyeceksiniz. İsviçre’de benim resmim, şakağıma silahı dayamışlar. Ne diyor; ’Erdoğan’ı öldürün.’ Nerede İsviçre’nin yönetimi. Bütün polisler orada. Polisler orada olduğu halde bunu yapıyorsunuz. Zonguldak’ın tamamına sesleniyorum. AK Parti’ye gönül verenlere, MHP’ye gönül verenlere, BBP’ye, CHP’ye, Saadet’e gönül verenlere hepsine sesleniyorum. Ülkenizin Cumhurbaşkanını öldürmesi talimatını parlamento binası önüne asanlarla beraber ’hayır’ mı diyeceksiniz. Almanya, Avusturya, İsviçre’sinde bütün bunlar olurken ben inanıyorum ki benim milletim 16 Nisan’da sandıkları patlatmaya hazır mı” diye konuştu.

Bir önceki yazımız olan SİROMA Projesi Sağlık Okur Yazarlığı eğitimi başlıklı makalemizde Bilim Teknoloji, Borsa ve Döviz hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir